müzikle biraz fazla ilgilenince insanın başına gelen garip bi zorunluluk bu...
kimsenin bana ''depeche mode dinliyor musun?'' diye soracağı yok biliyorum ama sanki dinlemeyince cv'de bi boşluk oluşacakmış hissi beliriyo ensemde...
arada açıp baştan sona dinliyorum, en ufak bi heyecan, en ufak bi ilgi yok ama ''en sevdiğin depeche mode albümü hangisi?'' sorusu gelirse ve yanıtlayamazsam ölüm gibi bir şey olur benim için...
depeche modu'u sevmezsem beni döverler... gerçekten döverler... radiohead dinleyen insan bile linç etme hakkı kazanıyo böyle bi durumda... o yüzden seviyo gibi davranmak adına her hafta bir kez dinliyorum bu mereti... gerçi ben depeche modu'u dinlemek için dinlemiyorum, dinlemiş olmak için dinliyorum...
bazı gruplar dinlenmez, dinlemiş olmak için dinlenir... depeche mode da benim için tam olarak bu.
kültürel bi ders, seçmeli değil zorunlu.
kimsenin bana ''depeche mode dinliyor musun?'' diye soracağı yok biliyorum ama sanki dinlemeyince cv'de bi boşluk oluşacakmış hissi beliriyo ensemde...
arada açıp baştan sona dinliyorum, en ufak bi heyecan, en ufak bi ilgi yok ama ''en sevdiğin depeche mode albümü hangisi?'' sorusu gelirse ve yanıtlayamazsam ölüm gibi bir şey olur benim için...
depeche modu'u sevmezsem beni döverler... gerçekten döverler... radiohead dinleyen insan bile linç etme hakkı kazanıyo böyle bi durumda... o yüzden seviyo gibi davranmak adına her hafta bir kez dinliyorum bu mereti... gerçi ben depeche modu'u dinlemek için dinlemiyorum, dinlemiş olmak için dinliyorum...
bazı gruplar dinlenmez, dinlemiş olmak için dinlenir... depeche mode da benim için tam olarak bu.
kültürel bi ders, seçmeli değil zorunlu.