uyanır uyanmaz aklıma gelen, kendimi en iyi yansıtabileceğimi düşündüğüm ve aynı zamanda sadece radyo yayını olarak kalmayacak, yıllar içinde kült bir esere dönüşecek, mubi çantalı gençlerin podcastlerinde kullanacağı, kadıköylü akademisyenlerin üzerine tezler yazacağı, rahmetli aytunç altındal bıyıklı bağımsız küratörlerin vazgeçilmezi olacak bir şey...

evet, amacım kavramsal sanata saygı gösterisi. john cage'in 4'33'ünü hatırlarsınız... kendisi 4 dakika 33 saniyelik bir beste yapmış, piyanonun başına oturmuş ve hiçbir şey çalmadan yaptığı eseri icra etmişti... aslında olay dinleyicinin çevreden aldığı seslerden ibaretti, her dinleyince değişen bi döngü, bi devinim... (içime şadan karadeniz kaçtı özür dilerim)

benim de aklıma bu geldi... bir saatlik hiçbir şey konuşmadığım, hiçbir şey çalmadığım radyo yayını...

ben size müzik vaat etmiyorum, ben size kendinizi, kendi odanızın varoluşsal gürültüsünü, sözlül kavgasında başlıklara tıklarken çıkan mouse takırtısını ve dördüncü duvarın yerle bir oluşunu vaat ediyorum...

bu ne biçim yayın diyecek sözlük yazarlarına şunu söylemek istiyorum... kavramsal sanata bayılan o entel kitle seneler sonra bu olayı türk radyo tarihinin en cesur, en sarsıcı ve en provokatif performansaydı diye öve öve bitiremeyecek... uyduruk podcastlerinde analizini kasacak... not alın, seneler sonra bu başlık hakkında bulusuruz...
0 0
midi klavye #114043