ÖNSÖZSiz de bilirsiniz o anı. Basit bir e-posta taslağının başında, yirminci dakikadır ekrana bakakaldığınız o meşhur an. Tek bir cümlenin en “doğru” halini bulmak için kelimelerle satranç oynarsınız. “Saygılarımla” mı demelisiniz, yoksa fazla mı resmi kaçar? “Sevgiler” mi? Fazla samimi. Belki sadece “İyi çalışmalar”? Ama ya mesai bitmişse? Bu küçük, gündelik delilik anı, aslında çok daha büyük bir salgının sadece bir belirtisidir. O gönderilemeyen e-posta, aslında hiç başlanamayan o romanın, rafa kaldırılan o iş fikrinin, ertelenen o “nasılsın?” telefonunun küçük kardeşidir. Hepsinin arkasında aynı ses, beynimizde kirasız oturan o sert mizaçlı editör, o huysuz ev sahibi vardır. Adını henüz koymasak da hepimiz onu çok yakından tanırız. Bize sürekli olarak fısıldar: “Henüz yeterince iyi değil. Daha mükemmel olabilir. Ya hata yaparsan?” Modern hayat, bize sürekli olarak bir mükemmellik yalanı pazarlıyor. Kusursuzca filtrelenmiş hayatlar, hatasız kariyer öyküleri ve pürüzsüz ilişki hedefleri... Bize, eğer yeterince çabalarsak, her şeyi kontrol edebilirsek ve asla hata yapmazsak, mutluluğun, başarının ve sevginin kilidini açacak sihirli bir anahtara sahip olacağımız söyleniyor. Bu kitap, o anahtarın sahte olduğunu söylemek için yazıldı. Mükemmellik arayışı, hayatın cankurtaran halatı değil, bizi boğan çelik yeleğidir. O, bizi daha iyiye götüren bir motivasyon aracı değil, bizi eylemsizliğe mahkûm eden bir felçtir. O, bir zirve değil, çölde ne kadar koşarsak koşalım asla ulaşamayacağımız bir seraptır. Elinizde tuttuğunuz bu kitap, size daha mükemmel olmayı vaat etmiyor. Tam tersine, size “yeterince mükemmel” olmanın o devrimsel, o özgürleştirici ve o inanılmaz derecede etkili gücünü sunmayı vaat ediyor. Bu, tembelliğe veya vasatlığa bir övgü değildir. Bu, enerjimizi imkansız bir %100’e ulaşmak için tüketmek yerine, hayatımızda gerçek bir fark yaratan o hayati %80’lik dilime odaklanma sanatıdır. Bu sayfalar arasında, size hata yapmanın ne kadar gerekli ve güzel bir şey olduğunu kanıtlayan bilimsel ve tarihi hikayeler bulacaksınız. İçinizdeki o acımasız eleştirmenle, yani Fikret Bey’le tanışacak ve onunla nasıl başa çıkacağınızı, hatta onu nasıl kendi lehinize kullanacağınızı öğreneceksiniz. Ve en önemlisi, mükemmeliyetçiliğin o ağır zırhını çıkarıp atmanızı sağlayacak pratik, uygulanabilir ve bazen de şaşırtıcı derecede basit araçlarla dolu bir cephaneliğe sahip olacaksınız. Bu bir “kendini düzeltme” kitabı değil. Çünkü siz bozuk değilsiniz. Bu bir “kendini serbest bırakma” kitabıdır. Kendi koyduğunuz o imkansız standartların hapishanesinden çıkmanız için bir kaçış planı, Fikret Bey’in bitmek bilmeyen eleştirilerine karşı bir susturucu ve en önemlisi, kusurlu, dağınık ve harika bir insan olma hakkınızı geri almanız için yazılmış bir izin belgesidir. Eğer hayatınızda sürekli olarak parmak uçlarınızda yürümekten, her adımınızı ölçüp biçmekten ve o kaçınılmaz “Eyvah!” anından ölesiye korkmaktan yorulduysanız, doğru yerdesiniz. Şimdi arkanıza yaslanın, derin bir nefes alın ve kendinize hata yapmak için izin verin. Yolculuğumuza başlıyoruz.
BİRİNCİ KISIM: MÜKEMMELLİK HAPİSHANESİ
Bölüm 1: Mükemmeliyetçilik Tarikatı: Üyelik Aidatı Olarak Akıl Sağlığınız Alınmaktadır
Bölüm 2: Kafamın İçindeki O Tipe Gıcık Oluyorum (Kendisi de Bana Bayılmıyor)
Bölüm 3: Başlamak İçin Mükemmel Anı Beklerken Nasıl Emekli Olunur?
Bölüm 4: “Ya Rezil Olursam?” ve Görünmezlik Pelerininin Dayanılmaz Çekiciliği
Bölüm 5: Ya Everest'in Zirvesi Ya da Battaniyenin Altı (Arası Yok)
Bölüm 6: Mükemmeli Kovalarken Kaçırılan Fırsatlar, Soğuyan Çaylar ve Gençliğim
İKİNCİ KISIM: HATALARIN MUHTEŞEM TARİHİ
Bölüm 7: Hata Değil, ‘Özellik’: Hayatın Kullanım Kılavuzunu Yeniden Yazmak
Bölüm 8: Nobel Ödülü Alan Sakarlıklar ve Post-it’in Muhteşem Kaza Hikayesi
Bölüm 9: Prototip Olarak Yaşamak: Hayatın Sürekli Güncellenen Beta Sürümü
Bölüm 10: Büyüme Zihniyeti: Beyniniz Bir Kas İse, Hatalar Ağırlıklardır
Bölüm 11: Kırılganlığın Zıttı: Hatalarla Güçlenmenin Sırrı (Antifrajilite)
Bölüm 12: “Eyvah!” Anının Büyüsü: Yaratıcılığın Kıvılcım Anları
Bölüm 13: Evrim Mükemmel Değildir ve Bu Harika Bir Haber
ÜÇÜNCÜ KISIM: "YETERİNCE İYİ" CEPHANESİ
Bölüm 14: Pareto'nun Altın Kuralı: Az İşle Çok Havalı Gözükme Sanatı (%80 Garanti)
Bölüm 15: "Bitti", "Mükemmel"den İyidir: Teslim Tarihlerinin Kutsallığı
Bölüm 16: Analiz Felcinden Aksiyon Moduna: Düşünmeyi Bırak, Yapmaya Başla
Bölüm 17: İki Dakika Kuralı: En Büyük Yolculuklar Tembel Bir Adımla Başlar
Bölüm 18: Süreci Sevmek, Sonucu Serbest Bırakmak
Bölüm 19: Kendine Şefkat: Hata Yaptığında Kendine Savaş Açma Sanatı
Bölüm 20: Geri Bildirim Bir Armağandır (Evet, Gerçekten! Paketini Düzgün Açarsanız)
DÖRDÜNCÜ KISIM: KUSURLU VE MUTLU BİR HAYAT
Bölüm 21: İş Hayatında ‘Yeterince Mükemmel’: Tükenmeden Üretmek
Bölüm 22: İlişkilerde Mükemmeli Aramak (ve Sonsuza Dek Yalnız Kalmak)
Bölüm 23: Yaratıcılığın Kilidini Açmak: ‘Kötü’ Sanat Yapma Özgürlüğü
Bölüm 24: Düştükten Sonra Daha Hızlı Kalkmak: Zihinsel Dayanıklılık Antrenmanı
Bölüm 25: Kusurun Güzelliği: Wabi-Sabi Felsefesiyle Barışmak
Bölüm 26: Kontrolü Bırakmanın Dayanılmaz Hafifliği
Bölüm 27: Sonuç: Gelecekteki Muhteşem Hatalarımıza Bir Kadeh Kaldıralım!