17 temmuz 2002

bugün uyandım, ay ne güzel de parıldıyordu!? yuvamdan ilk defa dışarı çıktım, annem babam bir hayli seviyor beni ama yaşlandılar, yiyecek bulma görevi bana düştü çok zor olmasa gerek fakat hala annemin gözyaşlarını anlayamıyordum. alt tarafı bir şeyler alıp gelecektim bahçemizden niye bu kadar üzülüyordu ki? her neyse, dışarı çıktım etraf zifiri karanlık, gözümü yakan ışık denilen şey yok, dolaştım durdum. rahat rahat dolaştım . ah evimizin bahçesi ne güzeldi! garipsediğim tek şey, bahçemizin evimizden binlerce kat büyük olmasıydı, madem bu kadar büyük yerimiz var, niye küçücük bir eve takılı kaldık ki? bir sürü garip alet edavat vardı, yürüyüp havayı koklamaya devam ettim, gururluydum zira anne ve babama bir şeyler verip, kendimi ispatlayabilecektim. biraz ilerledim, burnuma güzel kokular geldi, küflenmiş peynir vardı bir dağın üstünde, hayli yüksek bir dağdı. tırmanabilir miyim diye düşünürken büyük bir gürültü çınladı kulağımda ve aniden bir ışık! gözlerim feci derecede yandı. ve koskocaman bir yaratık gördüm, 2 tane bacağı vardı ki, benim gibi -sadece bacakları- 200 tane kara fatma eder! çok korkunçtu, beni görünce önce irkildi. sonra eline benden büyük bir cisim alarak beni kovalamaya başladı. bereket küçük ve hızlıydım ki, yuvamıza sığınabildim. evde biraz düşündüm: "ulan pezevenge bak, hem yuvamızın bahçesine izin gelmiş yaşıyor, hem beni öldürmeye çalışıyor." dağdan gelip bağdakini kovuyor ite bak... her neyse, annemin neden üzüldüğünü böylece anlamış oldum, bu eşkiya bahçemize eeskiden beri dadanmıştı anlaşılan, her neyse günlük bu gecelik bu kadar, güneş doğuyor, artık yatmalıyım...
0 0
sespera #48125
18 temmuz 2002

benim vefakar babam! eve bir sürü yiyecek stoklamış, henüz hazır olmadığımı bahçeye çıkmamamı söyledi. ama dinlemedim tabii, benim bahçemde başkasının at koşturmasına izin mi verecektim!? tabi ki hayır, dışarı çıktım tekrar. bu sefer karşı komşumuzun kızı`da bana eşlik etmek istediğini söyledi, kabul ettim bahçedeki güzellikleri görmek hakkıydı. bir sürü varlık vardı, tanımlayamıyordum... kocaman bir kutu vardı örneğin? ne işe yarıyordu? bunu babamas ordum oda bilmiyordu, belki gelecek nesil bu aletleri kullanmayı öğrenir. her neyse, komşu kızıyla yürümeye başladım. ne yalan söyleyeyim, çok çekiciydi... ah o bal dudaklarına bir kez yapışabilseydim... her neyse, yiyecek bir şeyler aramaya devam ettik karanlığın o enfes huzurunda...ama o da ne? dün gördüğüm o de yaratık yine yolumuzu kesti. can havliyle kaçtım aniden, komşu kızını yalnız bıraktım... ve o güzelliği ezdi, ayanın altında... bir sıvı halini aldı bir içim suyum. her şeyi anladım da bu güzelliğe nasıl kıyardı, bir bacakları vardı ki herkesi baştan çıkarırdı? kıymasını geçtim, nasıl iğrenerek bakardı ona. bu kadar güzel bir varlıktan iğrenebilir miydi bir canlı? üzüntü ve sinirle yuvama geri dönmek zorunda kaldım... olan biteni herkese anlattım, şaşırmamışlardı, hatta üzülmemişlerdi bile çok doğal karşıladı komşu kızı`nın ailesi... anlamıştım, bu şerefsizi kabullenmişlerdi artık ama benim kabullenmem mümkün değildi sevgili günlük... bu orospu çocuğunun yaptıklarını yanına koymayacaktım.

çok geç oldu, yatmalıyım... güneş denilen düşman doğmak üzere.
0 0
sespera #48170
kesin güzel bir şeydir bi ara okurum
0 0
grapic #48176
bir belgesel havasında böceklerin hayatını iyi yansıtmış da orospu çocuğu burda ne iş neyse çaktırmadan rizörvledim okuycam
0 0
sushide cuk var #48250
22 haziran 2002

sevgili günlük seni çok özledim, eminim sen de beni özlemişsindir ama seni ihmal ettim diye kızma, bizi böyle esir hayatına sokan şerefsizin kimliğiyle ilgili araştırmalar yapıyordum. pek çok yazı ve resim buldum, evet yine cesurca bahçeye çıktım ve bizden daha önce yşaamış pek çok ailenin bıraktıklarını okudum... bir günlük buldum mesela, daha önce çok uzak diyarlarda yaşıyormuş bu günlüğün sahibi ama sonra buraya gelmişler. günlüğü okudum ve beni şok eden bir şeyle karşılaştım. bu orospu çocuğu uzak diyarlarda da yaşıyormuş... yani bu, her yerde... öylesine güçlü ve doyumsuz ki... tüm bahçeleri, yiyecekleri istiyor... gerçi daha sonra öğrendiğime göre, şu anda yaşadığımız yeri bu pezevenk yapmış ama anlamadığı şey şu, bir toprak parçasına gelip bina dikmek, o toprak parçasının senin olduğu anlamına gelmez ki!? dikmeseymiş, toprak herkesindir... hem toprağımızı işgal et, kendi evini bizim topraklarımıza kur, bir sürü canlıyı öldür hem de bizi burada barındırma!? olacak iş mi!? ben bilirim, vefakar annemin bu yuvayı nasıl kurduğunu, öyle zorluklarla yaptı ki, bu yuvanın kpısı için tam 5 gün uğraştık... ama korkmaya başladım günlük, bu şerefsizin gücü tahmin ettiğimden de daha fazla gibi. ya bir şeytansa?...

çok geç oldu, üstelik çok yorgunum, şimdi uyumalıyım. güneş, katilim olmadan uyumalıyım...
0 0
sespera #48363
entry girebilmek için üye girişi yapmalısınız. Üye değil misiniz? hemen kayıt olun.