Bir kişinin biyolojik olarak ihtiyaç duyduğu uyku süresi ile gerçekte uyuduğu süre arasındaki farkın zaman içinde birikmesi durumu.
Örneğin, günde 8 saat uykuya ihtiyaç duyan bir yetişkin her gece 6 saat uyuyorsa, gecelik 2 saatlik bir açık oluşur ve bu açık zamanla vücutta bir borç olarak toplanır.
dövme çok erkeksi bir görüntü. öyle olduğu için kadınlara yakışmıyor. dövme genellikle suçla da ilişkilendirilir. bir çok şirket psikoloğu, özellikle boyun ve yüz bölgesine dövme yaptırmanın kötü karar alma alışkanlıklarıyla yakından ilişkili olduğunu düşünüyor.
öyle der çünkü aileniz size maaş vermez ve sizden devamlı fedakarlık bekler. biz bir aileyiz aslında bir aidiyet vaadi değil, pazarlık sonlandıran kurnaz bir ifadedir.
non-player-character. kendi kararı yokmuş gibi davranan, kendini hayatın akışına bırakan, hiçbir görüşü yokmuş gibi davranan insan. eleştiri ifadesi olarak kullanılır.
biz tam 9 sınıftaydık. 2014 başı. o çirkin chaco, birkenstock terliklerin içine yün çorap giyerdik. bir de okuldan kaçıp open campus öğle arasında dutch bros ya da starbucks'tan o iğrenç tatlı buzlu içecekleri alırdık. herkesin elinde çıkartmalarla kaplanmış hydro flask mataralar vardı. o dönem nedense arctic monkeys arka planda hiç susmazdı. vsco'da fotoğrafların grenini ve fadeini en sona çekip kimseyle konuşmuyormuş gibi davrandığımız saçma sapan tumblr dönemiydi.
çantamda kuruyemiş bulmuşlardı. granola diye dalga geçtiler. sonraki 3 - 4 ay ara sıra granola diyorlardı. aslında triggerlanıyordum ama belli etmedim. anlarlarsa üstüme çok gelirler diye. sonra vazgeçtiler.
çalışanlarını özellikle asık suratlılardan seçen, cumartesi öğlenden sonra girmenin cesaret gerektirdiği büyük market zinciri. araba yolu tıkalı, park yeri yok, içerde her zaman ağlayan bir çocuk var. iki kasa açık, sırada 10 kişi var, üçüncü kasada yakında açılacak yazıyor ve o yazı 2019'dan beri orada duruyor.
tatilde denize gitmiştik. çocuklar kıyıdaki kayalıkların üzerindeki deniz kestanelerini toplayıp sahile getiriyorlardı. suyun dışında hareket ettiklerini görene kadar deniz kestanelerini yosun gibi bir su bitkisi sanıyordum. taşla ezip içinden et çıkarıp kedilere veriyorlardı. kediler büyük bir iştahla yiyiyorlardı deniz kestanelerinin içinden çıkan eti.